DOÇ.DR.CENGİS T. ASİLTÜRK


SİNEMA BÜYÜLEYİCİ HİKAYE SANATI

Sinema benim ülkemde hep bir yerlere, bir güce el sallama sanatı olagelmiştir. Yaranmanın en güvenilir, ama en pahalı yolu... Son otuz yıldır da selforyantalist kıyafetler giyip el sallıyorlar bir yerlere. Mavi camlı güneş gözlüklerini


                Sinema Nedir demişti André Bazin. Sinema Nedir? Henüz tüysüz bir çocukken ben, Peter Greenaway, 'sinema edebiyatçı dükkanı değildir' diye saçmaladığı gün, kendisine YKY'de dediğim gibi, 'sinema resim galerisi değildir, sinema fotoğraf sergisi hiç değildir.'

Sinema benim ülkemde hep bir yerlere, bir güce el sallama sanatı olagelmiştir. Yaranmanın en güvenilir, ama en pahalı yolu... Son otuz yıldır da selforyantalist kıyafetler giyip el sallıyorlar bir yerlere. Mavi camlı güneş gözlüklerini takıp şezlonglarında dinlenenler de, bunlara arada bir aferin demeye özen gösteriyorlar...

Hiçbir zaman F. Fellini, Jean-Luc Godard, A. Tarkovsky, A. Kurosawa çıkmayacak bu ülkeden böyle giderse... Arada bir Kalandar Soğuğu gibi harika işler çıkacak, hepsi bu...

Metin Erksan'ın, Ömer Kavur'un, Serdar Akar'ın, Tomris Giritlioğlu'nun, İsmail Güneş'in, Çağan Irmak'ın, Yavuz Turgul'un, Mahzun Kırmızıgül'ün, Yılmaz Güney'in, Zeki Demirkubuz'un üzeri de böyle hunharca örtülmeye, onlar yok sayılmaya çabalandıkça, umut zayıflıyor doğal olarak...

Sinema hikaye anlatmak için icat olunan;

1) beden dili,

2) sözlü dil,

3) yazı dili

4) görüntü dili (sinematografi...) zincirinde şimdilik son halkadır.

Bu önemli bir bilgi, çünkü her şey, ancak kendi tarihselliği içinde anlaşılabilir. Sinemayı gerçekten, magazin bilgisinin ötesine geçerek anlamanın yolu, bu anlatım zincirini kurmakla mümkündür.

Öyleyse gerçek yönetmenler, Sergio Leoneler, Steven Spielbergler, Zoltán Fábriler, Quantin Tarantinolar, Krzysztof Kieślowskiler, Roman Polańskiler, Costa Gavraslar, Béla Tarrlar, Alain Resnaisler, Christopher Nolanlar, Wim Wendersler, Marcel Carnéler, Pier Paolo Pasoliniler, Roberto Rosseliniler, Jean Campionlar, Eisensteinlar, Bernardo Bertolucciler, Emir Kusturicalar, Lars Von Trierlar, Milcho Manchevskiler, M. Antonioniler, bu yazının başında adlarını andığım yaratıcı/sanatçı yönetmenler, daha niceleri ve tabi ki en başta tanrısal yönetmen Angelopuloslar, sinemayla ne yapıyorlar, ne yaptılar, önce onu anlamak için hikâye anlatım zincirinin izini sürmek gerekir...

Sinema, tarihseliği kuşku götürmez o hikâye anlatma kronolojisinde ya da zincirinde kendi yerinin farkındadır. Görüntüyle hikâye anlatma sanatı bu. Başka da bir şey değil... Tiyatro değil, müzik klibi değil, görüntülü radyo piyesi değil, müzik konseri değil, güzellik yarışması değil, resim ya da fotoğraf sergisi değil, teknoloji gösterisi/şovu değil...

Kabaca 'hepsinin yağmacısı', ama kendi kendinden başka da bir şey değil... Sinema, yazıyla tanımlanmış hikâyenin (senaryonun) o yazıda karşılıkları bizatihi gizli olan, yazıyla tanımlanmış bulunan görüntüleri bulup, onlarla hikâyenin izleyiciye (ajite etmeden) geçmesini sağlamaktır. Dekupaj bu yüzden vardır: Yazılı metinin görüntüsünü bulup kurmak için... Bu nedenle senaryonun yazılmasından daha önemlidir okunabilmesi...

Yönetmen yazıdaki görüntüyü görüp, anlayıp, keşfedip, bulup onu sinema diliyle, yani sinematografiyle (görsel yoldan) tasarlayabilendir. Sinema yönetmenliği nedir başka? Zaten bir sanatın dili bilinmiyorsa, o konuda hiçbir şey bilinmiyordur esasen... 'Reis Çelik sinemaya fotoğrafçılıktan gelmedir, şu yönetmenin şu ödülü vardır, şu oyuncu şu filmde de oynadı' bilgileri magazin bilgisidir. İşin özüne dâir değil...

Hikâye kurguları çok farklı olsalar bile; 'Django-Zincirsiz' filminin görüntü, mekân, ışık, renk dili ile 'On İki Yıllık Esaret' filminin şaşırtıcı yakınlığını kurmaktır esas bilgi...

Bir buluş yapıp onu anlatmış değilim bu yazıyla; yaptığım sadece yukarıda adlarını andığım yönetmenlerin filmlerini tarif etmek, hepsi bu!

Eğer bir filmin görüntü tasarımları, senaryonun-hikâyenin amacından sapıyor başka bir yöne gidiyorsa, ortaya bir film çıkmayacağı aşikârdır... Bugüne kadar da hiç çıkmamıştır... Fotoğraflar dizisi, resim galerisi....

Gişe ve ödül de bir şeyin, hatta hiçbir şeyin ölçütü değildir ayrıca. Koskoca SSCB bol keseden dağıtılan madalyalar yüzünden battı. Hapşurana madalya, tıksırana madalya, ev madalyadan bröveden geçilmiyor, ama evde ekmek yok. Sinema da bu madalyalarla batıyor.

Nereye kadar madalyalarla kandırabilirsiniz... Çalışanı 'haftanın personeli' seçme numarası gibi... Birincilik daima krala yakın çevrelere verilecek..

Amerikan sinemasını halen yerlere göklere sığdıramıyorum... Film izleyeceksem, iyi yapılmışı var işte zaten. Birbirimizi kandırmayı bırakalım... Üç beş tane Mustafa Uslu filmi burayı kurtaramaz...

Dr.Cengis T.Asiltürk

Seçer: Eğitimli Gençler Mersin'i Geliştirecek

AFAD paletli araçla köydeki hastaya ulaştı

Adana'da trafik tartışması: Motosikletli kaskla servis camını kırdı

Kırklareli Valisi Vize köylerinde vatandaşlarla buluştu

Uğur Mumcu Bursa'da anıldı: Kalemi yolumuzu aydınlatıyor

Ali Gaffar Okkan ve 5 polis şehit edilişinin 25. yılında anıldı

Eski eşine kimyasal saldırı: Saldırganın kaçış anları kamerada

Gaziantep'te eski eşe kimyasal saldırı: Kadın yoğun bakımda, baba isyan etti

Mersin'de drift yapan sürücüye 58 bin 217 TL ceza ve araç men

Düzceli Liseliler Gastronomi Yarışmasında Gümüş Madalya Kazandı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 19 14 1 4 29 46
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 19 12 2 5 15 41
4.GÖZTEPE A.Ş. 18 10 3 5 14 35
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 18 9 4 5 9 32
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 19 8 6 5 13 29
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 19 6 4 9 2 27
8.KOCAELİSPOR 19 6 7 6 -3 24
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 4 8 6 -6 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 18 4 8 6 -8 18
14.KASIMPAŞA A.Ş. 19 3 9 7 -11 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 19 2 8 9 -21 15
17.İKAS EYÜPSPOR 18 3 10 5 -14 14
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 19 2 14 3 -21 9

YAZARLAR