Ben , ODTÜ 1983 Makina Mühendisliği bölümü mezunuyum. Sizden kıdemli bir ODTÜ’lü olarak yaşadığım deneyimi anımsatmak için , bu mektubu yazma gereksinimi duydum.
Yeni atandığınız görev için “hayır”lı olsun diyemeyeceğim. Çünkü Boğaziçi Üniversitesinin en başta binlerce öğrencisi ve yüzlerce öğretim üyesi size “hayır” dediler. Bu durum, yeni bir akademik ve idari görev için hiç de “hayırlı” bir başlangıç değildir.
ODTÜ’ye başladığım yıllarda, yüzü hatırlanmayan ama adı kimse tarafından “hayırla” anılmayan Hasan TAN diye bir zat ODTÜ’ye alışıkmış ve geleneksel katılımcı teamüllerin dışında , “siyasi bir kimlikle sanki kayyum rektör” olarak atanmıştı. Ancak biz; işçisi, öğrencisi , öğretim üyesi, aileler şimdi sizin karşılaştığınıza benzer şekilde bu atamayı kabul etmemiştik. Buna rağmen Hasan TAN, mevcut hükümeti de arkasına alıp dayatınca, öğrenciler dokuz ay süren boykota başlamışlardı. Bu süre içinde Hasan TAN, üniversiteye polis ve jandarma eşliğinde girebildi. Sebep olduğu bir dizi üzücü olaylar sonrasında istifa ederek ayrılmak zorunda kaldı. Bir öğrenci arkadaşımız öldü, onlarcası yaralandı, şiddet görüp tutuklandı. Aileleri ve öğrenim yaşamları örselendi. Eğitim ve öğretim aksadı…
Şimdi sizin atanmanızda da benzer şeyler yaşanıyor; Polis üniversiteye giriyor, öğrenciler okula alınmıyor, yerlerde sürüklenip şiddet görüp kelepçe takılıyor, yıllarca hiç kapatılmamış, üniversite kapısına kelepçe vurularak öğrencilerin yüzüne kapatılıyor… Binlerce öğrencinin tamamı provokatör olabilir mi? Üniversite demenin en geniş anlamıyla “özgürlük” demek olduğunu ODTÜ’de mutlaka yaşamış ve anlamış olmalısınız.
Boğaziçi Üniversitesinde 1000 civarında ve içlerinde senden daha çok emeği olan kıdemli öğretim üyesi varken, senin üniversite dışından atanman, üniversitenin 150 yıllık birikiminin ve orada emek vermiş yüzlerce öğretim üyesinin dikkate alınmayarak onurlarını incittiğini ve seçme özgürlüklerine darbe olduğunu anlamanız gerekiyor.
Atanmanızın neden olduğu bu süreç devam ederse, bir çok öğrenci ve aileleri , üniversite kimliği zarar görebilecektir. İtiraz edilen sizin “akademik kimliğiniz” değildir. Akademik kimliğinizin önüne geçmiş olan önceki siyasi görev ve kimliğiniz üzerinden atanma şeklinizdir.
ODTÜ’lü bir büyüğün olarak önerim; en kısa zamanda bu görevden istifa etmenizdir. Kalmakta israr edersen, hem COVID-19 pandemisi, hemde yaşanabilecek gerginlikten dolayı taraflara gelebilecek zararların müsebbibi konumunda kalabilirsiniz. Şu anda ODTÜ ve genel kamuoyu, 1977 deki istenmeyen gelişmelerin sorumlusu olarak atayanlardan daha çok, atanan ve istifa etmemekte direnen Hasan Tan’ı hatırlıyor.
Nasıl hatırlanmak istediğiniz, tarihe nasıl geçmek istediğiniz, tam da şimdi senin tercihine bağlı. İstifa edersen, çok kısa bir süre için de olsa, öğrencilerin ve toplumun nezdinde unutulmayan bir rektör olabilirsiniz. Bu gibi durumda istifa çok onurlu bir “kurumdur” . Kanaatimce , bu kurumda ve genel kamuoyunda “gönüllerin rektörü” olarak kalmanın onuru, “istenilmeyen bir rektör” olmanın yanında paha biçilmez değerdedir.
Serdar Erkan
ODTÜ-ME’83
06.01.2021
