SERDAR ERKAN


GÜNEYDE “NARENCİYENİN KARDEŞLİĞİ” OLUŞTURULABİLİR Mİ?

Bu yazının başlığını bir çok okur için şaşırtıcı olabilir. Aslında bu yazıyı bu hafta içinde alınan Mersin KARADUVAR Mahallesinde kurulması dayatılan Polipropilen tesisinin ÇED raporunun iptali yargı kararı hakkında yazmak niye


         Bu yazının başlığı bir çok okur için şaşırtıcı olabilir. Aslında bu yazıyı bu hafta içinde alınan Polipropilen Tesisinin ÇED raporunun iptali yargı kararı hakkında yazmak niyetiyle başladım. Ancak yazının devamında asıl anlatmak istediğim konu benim bu başlığı atmama vesile oldu. Geçtiğimiz haftalar içinde Mersin’de yaşanan gelişmeler, son yıllarda Mersin genelinde çevre adına yaşanan ümit verici gelişmeler oldu. Önceki hafta, Mezitli’de hem tarım, hem de doğa aleyhine sonuç yaratacak ve seçilmişlerin(nedense sanayiciler değil) öncülük ettiği “sanayi kooperatifi” başta Mersin Yerel Basının(demokrasinin dördüncü Gücünün) gayret ve çabalarıyla, yaşanan şeffaflık nedeniyle halka mal olunca durduruldu.

Bu haftada, başta Mersin Büyükşehir Belediyesi (yerel demokrasinin birinci gücü) olmak üzere, Mersin Yerel Basını ile demokrasinin beşinci gücü olan halkın temsil eden, demokrasinin muhalif siyasi, mesleki ve toplumsal(demokrasinin beşinci gücü olan) çevre örgütlenmelerinin (CHP, İYİ PARTİ, HDP, Baro, TMMOB İKK,MTSO, MDTO, NKP, MERÇED, ADD, CYDD, CKD,YKKED vb.) kollektif bir tepki koyarak, bu tepkiyi hukuki zemine taşıdıkları ve sonuç aldıkları, siyaset bilimi derslerinde örnek olabilecek umut verici örnek bir yaşandı.

serdar_erkan1-min YEREL DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN RANTİYECİLERE KARŞI ZAFERİ

Polipropilen tesisine karşı Mersinlilerin ve onların vicdanı ve temsilcisi olan demokrasi güçlerinin yargıda aldığı bu sonuç, şahsen benim içinde şaşırtıcı oldu. Çünkü bu tesisin yapılma kararı, geçen yıl 7 Nisan 2020 tarihinde HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MERSİN’DE LAFTA MI KALIYOR? başlıklı aşağıda linki verilen yazımda (*) belirttiğim gibi, tesisin planlandığı alanda MTSO ve MDTO’nun başlattığı ve kazandığı hukuksal süreç devam ederken tamda pandemi yasaklarının ortasında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) ile gündeme geldi. Danıştay da dava süreci bitmeden, bu alana polipropilen tesis yatırımı kararı, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunu gösteriyordu. Demokraside “güçler birliği”nin hakim olduğu bir siyasi iklimde, yargıdan bu kararın çıkması, çok önemli derslerle doludur. Bu CBK, Mersin’e rağmen ve hukuka rağmen çıkmıştı.

Benimde yazarı olduğum Mersin’in yerel basını cesurca olayın üstüne gitti. Tepki öyle büyüdü ki bu kararı AKP’li Milletvekilleri, Akdeniz Belediye Başkanı ve meclis üyeleri dahi bu tesisi savunamadı. (Sadece beklenmedik şekilde, millet ittifakının bir meclis üyesi, nedense kişisel görüş olarak savundu). Gelecekteki kritik seçim sonuçlarına faturasının çok büyük olacağı görüldü. Toplumsal nabzı iyi izlemek durumunda olan yargıda; halkın tepkisine, vicdanına ve toplumsal refleksine kayıtsız kalamazdı. Sonuçta yargıdan Mersin’i rahatlatan karar çıktı. Bu başarı “tek başına hiçbir kurumun veya kişinin” değildir. Demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla işlemiş ve kollektif bir çaba ve emeğin karşılığı alınmıştır. Ancak Büyükşehir Belediyesi gibi, Mersin halkının genelini en üst demokratik düzeyde temsil eden, özgül ağırlığı çok yüksek olan bir kamu kurumu ve kamu niteliğindeki kurumlarının, bu kararın çıkmasında çok önemli ve ayrı bir etkisi olduğuna inanıyorum. Darısı, Mersin’in batısındaki, başta Mersin halkının yüzde 86 sının istemediği, AkkuyuAtom Santrali(AAS) ile kirletici diğer tesislere karşı mücadeleye diyelim.

                         HALKI YA SANAYİ, YA ÇEVRE İKİLEMİNE SOKMAK YANLIŞTIR!

Bu polipropilen tesisi gibi döviz getireceği öngörülen ve istihdam yaratacak büyük sanayi yatırımı savunanların en çok kullandığı “efendim sanayiden ve istihdamdan vaz mı geçelim” kurnazlığı ile halkı razı etmeye zorlamak çok yanlıştır. Böylesine büyük kimyasal yatırımları bölgemizde yapmak için ayrı bir projeler veya araziler üretilebilir. Yerel yönetimler, meslek odalarıyla bu konuda çalışmalar yapabilir. Özellikle Mersinde, sırf limana yakın diye bu gibi, kent merkezinde, AB nin vazgeçtiği ve üçüncü dünya ülkelerine yönlendirdiği çevre riski yüksek kirletici /tehlikeli yatırımları, belki ‘kıraç ve verimsiz arazilerde yeni organize kimyasal sanayi alanları’ yaratarak çözülmesi yolu “tartışılabilir, ancak son kararı yine Mersinliler” vermelidir.

                      “NARENCİYENİN KARDEŞLİĞİ PLATFORMU” NASIL OLUŞTURULABİLİR?

Ülkemizin Karadeniz’de en büyük sorun, eşsiz doğal coğrafyasında yüzlerce irili ufaklı dereler üzerine kurulmak istenen Hidro Elektrik Santraller (HES) halkın ve tarımsal üretim olarak yaşamsal gereksinimi olan su potansiyelini tehdit etmekte binlerce yıllık jeolojik yapıda oluşan derelerin yağmalanmasını ve derelerin kurumasını ve binlerce canlının sonunu getirmektedir. Son yıllarda yaşadıkları sıkıntılarla birlikte bu gerçekliğin farkına varan, Karadeniz’de bu derelerle yüzyıllar boyu birlikte yaşayan yurttaşlarımız, yaşam haklarına yapılan bu saldırıların rastlantısal olmadığını anlayarak, doğudan batıya, topyekün bir savunma hattı ile mücadele etmenin gerekliliği anlamışlardır.

Bu mücadelenin “ortak olduğunu” ortaya koyarak, bu çevre mücadelesini bir üst birlikteliğe taşıyarak, Karadenizli yurttaşlarımızın keskin zekasının ürünü “Derelerin Kardeşliği Platformu” (DKP) oluşturmuşlardır. DKP ile, görece daha homojen bir kültüre sahip Karadeniz kıyıları boyunca hemen hemen “tüm yerel halkı ve örgütlenmeleri” yani demokrasinin beşinci gücü’ nü de topyekün ortak mücadelenin içine katmayı başarmışlardır.

Bu nedenle, son günlerde “yerel ve ulusal muhalif medyanın”da desteği ile yargı süreçlerinden peş peşe olumlu kararlar çıkmaktadır. Bu nedenle bu yazının başlığına dönecek olursak, “Muğla’dan, Hatay’a ve belki Maraş-Elbistan’a kadar olan Akdeniz’de doğaya karşı, başta ‘Akkuyu Atom Santrali’ maden ocakları, çimento ve termik santral yatırımları olmak üzere, (ÇED raporu alınması ve baca filitresi zorunluluğuna rağmen) yapılan hoyratça ve yasaları yok sayan saldırıların, “yerel halkı ve unsurları da içine katacak” örneğin “Narenciyenin Kardeşliği”(veya başka bir ortak isimle) ortak bir üst platform nasıl oluşturulabilir? Bu sorunun yanıtı, öncelikle 312 km sahili olan Mersin için bile geçerlidir. Mersin’in doğusu ve batısı için bile doğa mücadelesinde, ortak bir dil ve tutum üretilememektedir. Yer darlığı nedeniyle bunun nedenlerini ve başlıktaki sorunun yanıtı hakkındaki kendi düşüncelerimi gelecek yazımızda ele alacağım

Fırat Denli: "Bağımsızlığımızın Eşsiz Zaferi Kutlu Olsun"

Ümit Kök: "30 Ağustos, Milletimizin Hür İradesinin Zaferidir"

Adem Boğa: "Bu zafer, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğinin en büyük kanıtıdır"

Akbıyık’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı

Mehmet Uygur’dan, 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

“EŞİT MİRAS HAKKI ANAYASAL BİR HAKTIR “

DAİMFED’ten ASKİ Genel Müdürü Mansur Aladağ’a Ziyaret

Çukurova Üniversitesi Öğrencilerinden Tarihi Başarı. Türkiye’nin İlk ve Tek Şampiyonu: 1.5 Adana Thrust Roket Takımı

VALİ KÖŞGER GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ANADOLU YILDIZLAR LİGİ 2025 BASKETBOL TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ AÇILIŞ PROGRAMINA KATILDI

TARSİM SİGORTALARI İLE ÇİFTÇİNİN YILDIZI BARIŞMIYOR

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 3 3 0 0 10 9
2.Trabzonspor 3 3 0 0 3 9
3.Göztepe 3 2 0 1 5 7
4.Konyaspor 2 2 0 0 6 6
5.Samsunspor 2 2 0 0 2 6
6.Antalyaspor 3 2 1 0 1 6
7.Fenerbahçe 2 1 0 1 2 4
8.Beşiktaş 1 1 0 0 1 3
9.Eyüpspor 3 1 2 0 -3 3
10.Gazişehir Gaziantep 3 1 2 0 -5 3
11.İstanbul Başakşehir 1 0 0 1 0 1
12.Alanyaspor 2 0 1 1 -1 1
13.Rizespor 2 0 1 1 -3 1
14.Kayserispor 2 0 1 1 -4 1
15.Kasımpaşa 2 0 2 0 -2 0
16.Gençlerbirliği 3 0 3 0 -3 0
17.Kocaelispor 3 0 3 0 -4 0
18.Fatih Karagümrük 2 0 2 0 -5 0

YAZARLAR