DOÇ.DR.CENGİS T. ASİLTÜRK


FİLM SETİ VE HİYERARŞİ

Biraz ünlenmiş, iki bölüm ekrana çıkmış oyuncuları (yaşları ne olursa olsun, dedeler dahil) her gün yüzlerce kadının ve kızın telefonla arama bombardımanına tuttuğunu, setten sete geçerken üstlerine atladıklarını biliyorum. Fil


indir_(4)_6

Set kurulmuştur.

Yönetmen oyuncuları ister.

Oyuncular setten epey ötedeki karavanın yanında ya da kostüm odasının bir köşesinde (o an buna hakları olnadığı halde) telefonla bitmemiş işleri bitirmeye çabalar.

Yarım kalmış iletişimi tamamlamaya çabalar.

Doğal olarak gergindir de...

Kostümcü kız bekler; ki, oyuncu kendisiyle giyinmeye gelsin. Arada bir giyinmeye götürmek için de zorlar.

Make-up elinde fırça, oyuncuyu bekler boyamak için.

Yönetmen, birinci yönetmen yardımcısına (ki, dünyanın her yerinde ekseriyat kadındır bu kişi) 'neyi bekliyoruz' der.

Yönetmen yardımcısı kendi yardımcısına bakar. Çocuk ne diyeceğini bilemez, 'telefonla konuşuyor' diye mırıldanır.

Yönetmen yardımcısı 'git kolundan tut getir' der.

Allahallah!

Yönetmen yardımcısının yardımcısı, kostüm yardımcısı kız (çoğunlukla on yedi on sekiz yaşında çocuklar), gider ve oyuncuya 'set bekliyor' gibi bir şey söyler.

Oyuncu da çoğu zaman ona öfkeyle, kızgın bir halde bir şeyler söyler.

'Geliyoruz kardeşim, görmüyor musun konuşma yapıyoruz' diyerek kızabilir.

Kızın onuru kırılır ve ona öfke duymaya başlar. Bazıları öç alma düşüncesine bile kapılabilir.

İnsan ilişkilerinin dengesini tutturmak önemlidir film setlerinde. Her set yeni bir settir. Yani çuval dolusu deneyiminiz bir anda iflas edenilir.

Çünkü insanlar farklı...

Oyuncular bazen iş arkadaşını, sokakta üstüne zıplayan ham lise kızlarından ayırt edemeyebilir...

Bazen kostüm asistanı kızcağız kendini oyuncunun bir arkadaşı (kankası) olduğu yanılgısına düşüp repo/dinlenme günü (ekip telefon listesi herkeste bulunduğu için) oyuncuyu arayıp, 'n'aber Emre?

Hiiiiç!

Arkadaşlarla Cihangir'de oturuyoruz da, uğra istersen bir' deme densizliği içinde bulunabilir.

Oyuncu, bin defa haklı olarak, böyle durumlarda (sanırım) kostüm asistanını iyi karşılamayabilir.

Hatta set beklerken, sete çağırmak için geldiğinde de (hakkı olmasa bile) azarlayabilir.

Kız da iletişimi tutturamadığı için (haklı bile olsa) fırçayı yemiş olarak haksız yere öfkelenir ve saçma sapan ve bir filme alınmaya değmeyecek bir senaryonun synopsisini yazmaya kalkışabilir.

Adaşım Cengiz Semercioğlu da benim kadar esasını bilmediği bir konuda ahkam kesebilir günlerdir...

Koskoca aktörün kendisine tacizde bulunduğunu iddia eden kostüm asistanı doğru söylüyor olabilir, ama tecrübelerimden yola çıktığımda, buna pek ihtimal vermiyorum.

Hemen hemen hiç ihtimali yok. Yine de siz bana değil, araştırmanın sonucuna ve mahkemenin kararına inanın. Her şey olabiliyor.

Biraz ünlenmiş, iki bölüm ekrana çıkmış oyuncuları (yaşları ne olursa olsun, dedeler dahil) her gün yüzlerce kadının ve kızın telefonla arama bombardımanına tuttuğunu, setten sete geçerken üstlerine atladıklarını biliyorum.

Film çekmiş herkes bunu bilir.

Fikret kuşkan ile tanışmak için Hatay'daki baba evinden kaçıp film setimizi basan kadınlar biliyorum.

'Bir aktör, kıçı kırık bir kıza mı kaldı' demeye getirmiyorum lafı. Sakın ha... Sadece, tüm olaylarda oduğu gibi bu hiķâyeye de tüm boyutlarıyla bakılması gerektiğini söylüyorum.

Piyasada böyle, aklı orasında kadın ve adamlar yok değil. Bir yönetmen, bir oyuncu oralara düşmemeli.

Yönetmen o kadar basit ilişkilere tenezzül ederse, saygın olamaz, seti yönetemez. Komik hallere düşer.

Film/dizi setinde demokrasi inşa edemezsiniz.

Orada insan doğası serttir.

'İyiyse cennete gitsin ilkesi geçerlidir.

İyi çalışan insan makbuldür, iyi insan değil. Yeri gelmişken; dizi/film setleri kadar disiplinli, oradaki insanlar kadar işine sosyalize olmuş ve düpdüzgün insanları hayatın hiçbir yerinde bulamazsınız.

Zaafları yüzünden orada tutunamayanlar bir sürü karalama yapar, dışarıdaki insan buna kolay inanır.

On altı saat çalışırsınız orada bir kere, on altı saat...

Keyifli de bir iştir.

Düzgün insanlarla dolu setler. Pek az da olsa aşağılık (cin) iftiracısı ve aşağılık tacizcisi olamaz mı, olabilir.

Bilemeyiz...

Sadece akıl yürütebiliriz.

Fırat Denli: "Bağımsızlığımızın Eşsiz Zaferi Kutlu Olsun"

Ümit Kök: "30 Ağustos, Milletimizin Hür İradesinin Zaferidir"

Adem Boğa: "Bu zafer, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğinin en büyük kanıtıdır"

Akbıyık’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı

Mehmet Uygur’dan, 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

“EŞİT MİRAS HAKKI ANAYASAL BİR HAKTIR “

DAİMFED’ten ASKİ Genel Müdürü Mansur Aladağ’a Ziyaret

Çukurova Üniversitesi Öğrencilerinden Tarihi Başarı. Türkiye’nin İlk ve Tek Şampiyonu: 1.5 Adana Thrust Roket Takımı

VALİ KÖŞGER GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ANADOLU YILDIZLAR LİGİ 2025 BASKETBOL TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ AÇILIŞ PROGRAMINA KATILDI

TARSİM SİGORTALARI İLE ÇİFTÇİNİN YILDIZI BARIŞMIYOR

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 3 3 0 0 10 9
2.Trabzonspor 3 3 0 0 3 9
3.Göztepe 3 2 0 1 5 7
4.Konyaspor 2 2 0 0 6 6
5.Samsunspor 2 2 0 0 2 6
6.Antalyaspor 3 2 1 0 1 6
7.Fenerbahçe 2 1 0 1 2 4
8.Beşiktaş 1 1 0 0 1 3
9.Eyüpspor 3 1 2 0 -3 3
10.Gazişehir Gaziantep 3 1 2 0 -5 3
11.İstanbul Başakşehir 1 0 0 1 0 1
12.Alanyaspor 2 0 1 1 -1 1
13.Rizespor 2 0 1 1 -3 1
14.Kayserispor 2 0 1 1 -4 1
15.Kasımpaşa 2 0 2 0 -2 0
16.Gençlerbirliği 3 0 3 0 -3 0
17.Kocaelispor 3 0 3 0 -4 0
18.Fatih Karagümrük 2 0 2 0 -5 0

YAZARLAR