Emekli denizcilerin (amirallerin) 4 Nisan 2021 günü halka yönelik olarak yaptıkları açıklama, amacının çok üstünde bir toplumsal etki yarattı. Özellikle iktidar yetkililerinin, duyurunun içeriğini (özünü) tartışmak ve anlamaya çalışmaktan ziyade, usul ve üslup üzerinden bir “darbe iması”nı ön plana çıkarmaya çalışması bana göre “tekeden süt çıkarmaya” benziyor. Bir kere ortalama 70 yaş civarında olduğu söylenen “emekli” amirallerin darbe yapma olasılığı yoktur. En son 15 Temmuz askeri darbesinde olduğu gibi “askeri darbeyi muazzaf (görevde olan) askerler yapar”. Darbe iması somut verilere dayanmayan sübjektif bir görüştür. Kelimelere zorlama anlamlar yükleyerek iktidar ve talimatla bağlı bir çok rektörlüğün yargıtay ve kurum yetkililerin açıklamalarına rağmen halkı ikna edici olmamış ve tutmamıştır.
KANAL İSTANBUL PROJESİYLE MONTRÖ ANLAŞMASI İLİŞKİLİDİR
Montrö anlaşmasının ülkemiz için değerini ve anlamını çok iyi bilen emekli diplomat ve denizcilerin son duyurusu, Kanal İstanbul yatırımının tartışıldığı süreçte, Cumhurbaşkanından sonra protokolde ikinci sırada gelen TBMM başkanı Mustafa Şentop’un bir TV kanalında bir soru üzerine Cumhurbaşkanının isterse bir kararname ile Montrö Anlaşmasını kaldırabileceğini söylemesi nedeniyle gündeme gelmiştir. Çünkü Montrö, Lozan’dan sonra Cumhuriyetimizin Boğazlar üzerindeki egemenliğini ve ülkemizin bağımsızlığını pekiştiren en önemli anlaşmalardan biridir. Montrö Anlaşması, 1. Dünya savaşından sonra, Türkiye’nin Sovyet Rusya ile birlikte dayanışmasının sembolü olup, saldırgan batı emperyalizmine karşı, Karadeniz’i bir barış denizi haline getirmesini sağlamıştır. ABD nin savaş gemilerinin bugün giremediği tek denizdir. Bu nedenle kontrolü Türkiye’de olması nedeniyle stratejik değeri çok yüksektir. ABD nin, Ukrayna’ya müdahale edememesi nedeniyle bu anlaşmadan çok rahatsız ettiği, Ukrayna’ya destek olmak için bu anlaşmayı delmek veya Kanal İstanbul yatırımı için çok önceden beri Türkiye’ye baskı yapmakta olduğu bilinmektedir. Kanal İstanbul yatırımı hakkında Rusya büyükelçiliğinin son açıklaması da bu ilişkiyi doğrulamaktadır. Kanal İstanbul’unda Montrö Anlaşmasına dahil olduğunu açıklamışlardır.
BOĞAZLAR TÜRKİYE’NİN VE DÜNYA’NIN KADERİNİ BELİRLİYOR
Başlayan Birinci Dünya savaşı içinde Akdeniz’deki Alman Göben ve Breslav gemilerinin, İngiliz gemileri tarafından kovalanarak , Çanakkale’den İstanbul’a gelmesi, Osmanlı Devletinin bu gemileri satın aldığını ilan ederek, Yavuz ve Midilli adlarını vererek, Türk Bayrağı çekmesi ve Alman denizcilerine Osmanlı Kıyafetlerini giydirmesi sonucunda, tarafsızlığını korumuştu.. Ancak, Almanya yanlısı, Turan hayali içindeki maceracı Enver Paşanın bu gemilere Karadeniz’e çıkış izni vermesi, Alman subaylar ve mürettabatın yönetimindeki bu gemilerin Karadeniz’de Çarlık Rusya’sının limanlarını bombalaması ile bizde mecburen savaşa girdik. Ülkemiz hazırlıksız girdiği birinci Dünya Savaşı sonunda, başta Çanakkale olmak üzere bir çok cephede galip olmasına rağmen, Almanya’nın yenilmesiyle yenik sayıldı ve sonra Mondros ve arkasından Sevr anlaşmalarını imzalamak zorunda kalındı. Sonrasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün dirayeti ile bir kurtuluş Savaşı vererek Anadolu topraklarını zor kurtardık.
1915 Çanakkale savaşı ile İngiliz gemilerinin Çarlık Rusyasına yardımı geciktirilince, Lenin öncülüğünde Rusya’da 1917 Devrimi olmuş, SSCB kurulmuştu. Bu nedenle Çanakkale ve İstanbul Boğazı Dünya Siyasi tarihinin kaderini değiştirmişti. Bu nedenle, Lenin savaş yanlısı Avrupa Sosyal Demokrat partisi ile yollarını ayırmış, Komünist Partisini kurmuştu. Lenin, Mustafa Kemal ile yazışarak TBMM nin verdiği anti –emperyalist savaşa destek vermiş, İzlediği barışçı politika ile TBMM ile Gümrü anlaşmasını imzalayarak, Çarlık Rusyasının işgal ettiği Kars ve çevresinden bugünkü Gürcistan sınırlarına çekilmiştir.
Ayrıca saldırgan Batı Emperyalizmine karşı silah para desteği vermiş, ayrıca ateşe olarak General Frünze’yi Ankara’ya göndererek, savaşa yakından izlemiş ve sürekli desteğini göstermiştir. Batı Emperyalizmin saldırganlığına karşı omuz omuza veren Asyalı iki ülkenin dayanışması ve Atatürk’ün bizzat talimatıyla yaptırılan ve İstiklal savaşını temsil eden, Taksim Anıtında, Rus General Frünze’nin de yer almasıyla ölümsüzleşmiştir. Bu nedenle Montrö Anlaşmasının imzalanmasının temelinde Türkiye ve Rusya’nın tarihi, stratejik iş ve kader birliği vardır. Bu nedenle 90 yıla yakın bir süredir Karadeniz barış denizidir. Türkiye bu anlaşma sayesinde hem boğazları kendi elinde tutmakta, hem de batıya karşı Rusya’ın stratejik desteğini almaktadır. Bu anlaşmanın tartışmaya açılması ile ‘cin şişeden çıkabilir’. Süreç dış Dünyada demokratik saygınlığını yitiren, tüm komşuları ile sorunlu, AKP iktidarının oyuna getirilmesiyle ülkemiz aleyhine sonuçlanabilir mi? Rusya ile tıpkı yüzyıl önce olduğu gibi savaşa gimek zorunda kalabilir miyiz? İşte emekli Denizcilerin ve Diplomatların yıllardır çok iyi bildikleri bu konuda , tartışılmayan bu sorular nedeniyle kaygılarını paylaşmaları ve yurttaşlarımızı uyarmaları çok değerlidir.
ABD İLE İLİŞKİLER ‘KANAL İSTANBUL’ KOZU İLE DÜZELTİMEK Mİ İSTENİYOR?
Şimdi ABD savaş gemilerinin Kanal İstanbul ile Montrö Anlaşmasını arkadan dolaşarak Karadeniz’e girmek ve AB ve NATO ile Ukrayna’yı kendine bağlayarak Rusya’yı güneyden kuşatmak istediği biliniyor. Buna karşı Rusya Büyükelçiliğinin, Kanal İstanbul’unda Montrö Anlaşması içinde olduğunu hatırlatan evvelsi günkü, açıklamaları çok önemlidir. AKP iktidarı, telefona çıkmayan ABD Başkanı Biden’le ilişkileri karşı “koz deposu” içinden, batıyı heyecanlandıran en önemli “havucunu” ortaya atarak düzeltmek mi istiyor? Bu kapsamda AB yetkililerinin son ziyareti ve bu konudaki yaklaşımları nasıl değerlendirilmeli?
KANAL İSTANBUL KOZU İLE ARAP VE BATI DÜNYA’SININ KREDİ MUSLUKLARI AÇILABİLİR
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar karşında yaklaşık en az 70 Milyar doları bulacak bu yatırımın finansmanı nasıl sağlanacağı ayrı bir sorudur. Ancak, kanal İstanbul çevresindeki arazilerin çoktan Katarlı ve diğer Arap dostlarımıza emlak satışları ile çoktan pazarlanmaya başladığı basına yansımıştır. Stratejik olarak pazarlanması sürecinin, batı ile alttan alta yapılıp yapılmadığını, önümüzdeki günlerde Batı’nın otoriterleşen, demokratik standartlarını tartışmalı hale getiren Türkiye’ye olan yaklaşımlarındaki değişiminde göreceğiz.
BU YATIRIMIN AKİBETİ GENEL SEÇİMLERİN SONUCUNA BAĞLIDIR
Kanal İstanbul yatırımın Dünyanın oluşumundan buyana jeolojik olaylarla bir dengeye gelmiş Boğazların ve Marmara’nın doğal yaşamını ve Marmara bölgesinde yaşayan insanlarımızın geleceğini nasıl etkileyecek? Bu konuda görüş belirten akademisyenler kaygılıdır. Üstelik İstanbul’un gelecekteki su kaynaklarını ve depremselliğini olumsuz etkileyeceği de bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Bu nedenle İstanbul halkının haklarını ve çıkarlarını korumakla yükümlü belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çabaları haklıdır. Aslında stratejik önemi nedeniyle Türkiye’nin tüm yurttaşlarının ve gelecek kuşakların kaderini etkileyecektir. Bu nedenle gelecek seçimlerin en önemli tartışma konularından biri bu yatırım olacak, İstanbulluların ve Türkiye’nin kaderini belirleyecektir. Bu nedenle, tüm yurttaşlar 24 Nisan 2021 tarihine kadar itiraz dilekçelerini www.kanal.istanbul web sitesinden alıp imzalayıp taratarak istanbul@csb.gov.tr adresine eposta ile gönderebilirler veya taahhütlü postayla İstanbul Çevre ve Şehircilik bölge müdürlüğüne gönderebilirler.
Serdar Erkan
