16001,32%1,20
43,36% 0,01
51,59% 0,59
7102,73% 2,28
11647,77% 2,83
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlayarak 2 yıl süren Gazze’ye yönelik soykırımı, "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" adıyla dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından vaka bazlı belgelenerek kitaplaştırıldı. Gazeteci Orhan Turan'ın iki yıllık kesintisiz çalışması, süreci gün gün kayıt altına alarak tarihi bir belge niteliği kazandı.
Kitap, yaşanan yıkımı mümkün kılan teolojik, tarihi ve politik arka planı dört bölümde inceliyor. Kenan diyarlarından Osmanlı hâkimiyetine, İngiliz Mandası'ndan 1948'de İsrail'in kuruluşuna uzanan tarihsel süreç ele alınıyor. 7 Ekim 2023-10 Ekim 2025 arasındaki iki yıllık süreç ise Birleşmiş Milletler raporları ve birincil kaynaklarla belgeleniyor.
Eser, soykırımın korkunç bilançosunu gözler önüne seriyor. 67 bin 211 teyitli şehit, 100 bini aşkın kayıp ve 169.961 yaralı bulunuyor. 20 binden fazla çocuk katledilirken, 1.000 bebek henüz bir yaşına basamadan hayatını kaybetti. Gazze’deki konutların yüzde 92’si yıkılarak 1,4 milyon insan evsiz bırakıldı. 44 bin çocuk yetim, 19 bin kadın dul kaldı. Bu süreçte Gazze nüfusu yüzde 10.6 oranında azaldı.
Kitap, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Giora Eiland tarafından hazırlanan ve Ekim 2024’te devreye alınan "Generaller Planı"nı detaylarıyla ortaya koyuyor. Plan, sivilleri insani yardımdan mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamayı ve açlığı bir "imha aracı" olarak kullanmayı hedefliyordu. Planın imha kısmını, Irak'taki Felluce operasyonlarını yöneten ABD’li Korgeneral James Glynn yönetti.
İsrail, UNRWA'yı "terör örgütü" ilan ederek faaliyetlerini yasakladı. Bu adım, CIA planlamasıyla kurulan sözde Gaza Humanitarian Foundation (GHF) aracılığıyla Filistinlilere yönelik ölüm tuzaklarının önünü açtı. Eski CIA istasyon şefi Philip Reilly tarafından oluşturulan ağ, yardım noktalarını istihbarat ve infaz alanına dönüştürdü. 29 Şubat 2024’teki "Un Katliamı" bu durumun en kanlı örneği oldu.
Sistematik yıkımın temelinde, tahrif edilmiş kutsal metinlerden beslenen teolojik nefret yatıyor. Başbakan Netanyahu’nun askerlere verdiği Tevrat kaynaklı "Amalek’i yok et" emri, kadın, bebek ve çocuk demeden topyekûn bir imha zihniyetini sembolize ediyor. Bu imha, ABD'nin milyarlarca dolarlık askeri yardımı ve BM Güvenlik Konseyi'ndeki vetolarıyla mümkün olan küresel bir suç ortaklığıyla gerçekleşti.