Menü
Sosyal Medya
Arama
18 Eylül 2020 - Cuma
  • USD
    7.5676
  • EURO
  • Gram Altın
  • Çeyrek Altın
Adana 35 °C

Yazar-Yönetmen-Senarist-Akademisyen Cengis Asiltürk İnsanı Anlattı '' İNSAN KİMLİĞİ İNSAN KİŞİLİĞİ İNSAN BENLİĞİ''

Kimi insan gerçekten değerli. Bu demek değil ki; hayvanlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler değersiz...

Kimi insan değerli demek; kimi öteki insanların da bir kıymet-i harbiyesi yok, yani bizde bir değer oluşturamamış demek..

İnsan oluşabilen, bu oluşumu yaşam süresi boyunca devam edebilen bir potansiyele (özsel oluşuma) sahip...

Bu yaşam boyu oluşabilme özsel gücünü kullanmak istemeyenlere, yani insanlıkta yükselme isteği taşımayanlara değer atfetmemiz gerekmiyor...

Kimi insan var; topyekun insanlığa hakaret eder.

Hayvanlıkla kıyaslar insanlığı, insanı aşağılamak için...

Bir ağaç ya da bir hayvan nasıl ki can taşımaklığıyla insandan daha değersiz değil; insana da öyle bakmak, gerekli değeri ona yüklemek gerek...

İnsanların kimileri (nedeni her ne ise apaçık görülemez), varlıklar aleminin en aşağılığı olarak belirir hayatın karmaşıklığı ve sarihliği içinde... Duracağı yeri mi bilememiştir onlar?

İnsanlık denilen evrensel toplumda, bütün insanlık için çok değerli, çok faydalı eserler bırakmış bilginler, araştırmacılar, peygamberler, düşün insanları, sanatçılar olduğu halde onun topyekun aşağılamak ne seviyesizlik!

"Kadınlar" ya da "erkekler" diye söze başlayıp bir örnek bir kategori oluşturma densizliği...

Bu insanlığı topyekün aşağılayan kişiler, kaniyim ki kendilerini -bilinç altlarının derinlerine çökmüş, orada zehirli bir çökelti oluşturmuş bir nedenden dolayı- aşağılık bulanlar arasından çıkmakta...Çoğunlukla...

Top-yekuncu bakış, düşün dünyası kısıtlı insanın kolayına gelir ve onlar, kolaylıkla ve hiç tartmadan, "sağcılar şöyle, solcular böyle, Fransızlar şu, İngilizler bu, şuralılar sucu, buralılar sütçü" derler.

Cılız, bakımsız, kemikleri sayılan ve bir arabaya bağlı atı kırbaçlayan insan gördüm. Bu zulmü her insanın yapabileceğini söyleyebilir miyiz?

indir_(1)_35

Deneyimlerim, her insanın o kişi gibi olmadığını gösteriyor.

Cinsiyetçi bir takım şahıslar da sever toptancı, yani düşünceden kopuk konuşmayı...

"Kadınlar" diyerek adlarını Rosa Luxemburg'un, Alev Alatlı'nın, Mina Urgan'ın, Halide Edip Adıvar'ın, Kara Fatma adlarının arasında eritme ve yücelme arzusuyla...Ya da "erkekler" diyerek girer söze... Salt erkek olduğu için bir kişi Dostoyevski, Tanpınar, Cemil Meriç ile aynı topluluğa mensup olabilir mi?

Her adam karısını dövmez.

Her kadın etini satmaz.

Herkes dostluğa karşı riyakâr değildir.

Herkesten dost olmaz...

Top-yekuncu bakış hastalıklı...

Düşüncesizce...

Yaralılar...

Bunlar söze, "Aleviler... Sünniler... Ermeniler... Türkler... Batılılar..." diye başlar, övgüde ve hakarette sınır tanımaz.

Feylozof Marchall McLuhan bu yaşlı dünyayı küresel bir köye benzetirken, düşüncesinin nüvesi, özü, çekirdeği, esas sorunsalı "zihniyet dönüşümü" idi muhtemelen. Çünkü eskiden herkesin zihniyeti köyüne, kasabasına, şehrine, ülkesine göre biçimlenirdi ve giderek büyüyen kapsama halkalarıyla sınırlanırdı.

Bugün zihniyetin belirleyicisi "ortak evrensel kültür" ve "ortak evrensel bilgi..." McLuhan'ın adını koyduğu süreçten sonra insanlar giderek aynı köye mensup olmaya başladı.

Evrensel boyutta tüm kişiler hemen hemen aynı zihniyete sahip.

İnternet aracılığıyla bundan hiç kuşkumuz kalmıyor bugün...

Kimi ham kişiler halen "biz Türkler anlamayız, yapamayız, Türk kafası, kara çadır vb." diyerek, güya kendini ayrı tutuyor, bireyselliğine puan yazıyor.

Çoğu da "Türk milleti zekidir, çalışkandır" diyen Mustafa Kemal'den yana güya...

Kafalarının içi et dolu...

Pekâlâ, who are you gentleman?

Pekâlâ, qui es-tu, monsieur?

Neyse... O kadar da önemli değiller bu yazı kapsamında...

Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et