Menü
Sosyal Medya
Arama
28 Eylül 2020 - Pazartesi
  • USD
    7.6715
  • EURO
  • Gram Altın
  • Çeyrek Altın
Adana 22 °C

''TRİŞKADAN NAMELER '' AYÇA ÖZTORUN YAZDI...

“İnsanın iştahı kabardıkça galeyana gelir ya!

Bizim Bekir’in hikâyesi de böyle bir şey.

Piyangodan defalarca amorti vururmuş Bekir’e...

Bizim Bekir, bir bilet, bir bilet daha diyerek, ikramiye çıkar umuduyla elindeki iki kuruşu da bilete yatırırmış. Bir bakmış ki bunun başı sonu yok; “Hep amorti, hep amorti!

Cehennemin dibi ulan!

Cehennemin dibi!

Milli Piyango sende mi?

Devletin tekelinde bir işletmeydin umutlarımı yedin ulan umutlarımı yedin!” deyip, dertli dertli tellendirimiş cigarasını!

Bir gün seyre dalmış Boğaz manzaralı zengin yalısını...

Yalılardan yansıyan ışıklar yalın yalım parlıyormuş. Gümüş gibi altın gibi Boğaz’ın sularında yansıyormuş. Bekir gözlerini kısmış, derin bir iç çekmiş.

Bana ancak Facebook’tan piyango vurursa vurur demiş ve parlak bir plan kurmaya karar vermiş.

” (Facabook adlı öykümden bir bölümü alıntıdır.) *

Bazıları için facebook’ta, Milli Piyango idaresi gibidir.

Kadın veya erkek, hiç yüzünü görmediği insanlara uzay ötesi zar atarlar.

Hatta Dübeş atar yek gelir, sanal ağa düşenler tek tek gelirmiş.

Hiç umutlanmayın arkadaşlar bu işler hep kumar.

Silme amorti çıkar! İkramiye yoktur hiçbir zaman. Bu sosyal ağ sapıkları, konu mankeni flu fotoğraflı tiplerle, oturdukları koltukta altlarına pisleyene kadar yazışırlar, içi boş bir hayat yaşarlarmış.

“Selam”

“Selam”

“Nerden”

“Daha önce tanışıyor muyduk?”

“Yok, arkadaş önerilerinden!”

“Ok”

“Pardon bi iş görüşmem var da! Sana ilerleyen saatlerde dönsem olur mu?”

(Kesin karısı veya kocası, ya da diğer idare ettikleri olay mahaline yakındır ve uyutup dönecektir)

“A tabii, ben gece bile müsaitim”

Yani şahıs müsait!

Yani yalnız!

Yani hayat hiç bitmeyecek sananlardan. Gailesiz ve amaçsız!

Bu tiplerin kelime hazineleri emoji yazışmalardan ibarettir…

“Cnm öptüm!”????

“Sevdam, oki!”????

“Küsstüüüm!”????

“N’ber nerden?”????

“Ama askım ben simdi!”☹️

Ş harfi s diye söylenir.

“Sen bensiz de olamazsın!”????

“Woow!

Göstersene!”????

“Vermiycem, vermiyceeem, benim değil mi vermiycem!”???? Vs… vs… ( fiks kelimelerdir)

Sanal duygu hırsızları, sanal sosyal fahişeler, sanal üzerinden her türlü dolandırıcılıklar, sanal seksler, amme hizmetleri ful mesai!

IMG-20180729-WA0006_12

Evlilerde olay daha farklı!

Bu türlerin gece başlarmış sosyal mesaileri. Uykusuzluktan, sabaha patlamaya hazır kurbağa gibi dolaşırlarmış ortalıkta.

Gözler kan çanağı!...

Boş insan daha mutlu yaşadığını sanır her zaman.

“Hayat boş, pomp..la coş” diyerek dolu dizgin, elle tutulmayan, hiçbir getirisi olmayan sanal muhabbetleri öyle ileriye götürürlermiş ki, finale yaklaştıklarında dam üstünde saksağan vur beline kazmayı misali, “Eee ne olduk şimdi” şaşkınlığıyla bir pisliğin içinde kaybolur giderlermiş.

Bu durumdan ders çıkarmaz, şanslarını sürekli denerlermiş. Serengete düzlüklerinde dolaşan çakallar gibi sanal âlemde pusuya yatarlarmış.

Bu çakallar ağına kimi düşürürse kabulleriymiş.

Kadın, erkek, biseksüel, trans, dayı, emmi, pala, teyze, nene hiç fark etmezmiş onlar için.

“Selam, nasılsın, müsait misin?”

Sosyal klavye sapıkları, karşısındaki in mi, cin mi, hırsız mı, gürsüz mü hiç düşünmezler, hatta ot mu, bok mu, çöp mü fark etmezmiş onlar için. Birde flu çekilmiş iki selfi eklemişse sayfaya, hemde seksi poz varsa, kim tutar Şaban’ı, kim tutar Kezban’ı?

Balıklama boş muhabbetlere dalarlar, pembe hayaller kurarlarmış. “Eee nerden?

Nerden olacak canım malum yerden” Boş ve ucuz muhabbetler havada uçuşurmuş. Helal olsun sana sanal âlem!

Boklarıyla boncuk oynattın onca insana!

Sosyal ağ içinin bir döksen; “Kimleri beyin felcine uğratmadın sen? Gördün mü yediğin haltı?

” Sosyal ağların yanıtı hazırdır hemen. Doğal olarak kendilerini savunurlar.

“Kafası çalışan, burayı kendine katkı sunmak adına, araştırmak, öğrenmek ve öğretmek amaçlı kullanabilir, fakat üçüncü sınıf, kültürel donanımdan uzak tiplemeler vardır ki, benim üzerimden piyasa yapar, birçoğu birbirine boynuz takar, darda kaldıklarında da

Behlül kaçar!

Yoldan çıkmışları terbiye etmek benim görevim değil, ama böyle arazi tiplerden kendini korumak senin görevin” diyecekleri kesin.

Doğru söze ne denir arkadaşlar?

Bu tür sanal sapkınların kapılarını huzursuzluklar, ayrılıklar, hastalıklar, dolandırıcılıklar ve en önemlisi yalnızlıklar çaldığında, bir bakarmış ki zamanlarını boşa harcadıkları, elle tutulur insanlar yok yanlarında.

“Hayat nasıl da boş geçmiş bu sanalda” der, “Ulan sende mi Facebook” demeye fırsat kalmadan canlarıyla cebelleşirlermiş.

“Ama yine de lanet olsun son bir kez daha bir paylaşımda bulunayım” der, kollarında serumla, acıların hıyarı moduyla “hıyar kendini hasta hissediyor” diye fotoğraflar paylaşırlarmış.

Bazen bu sapkınların yüzüne şans güldüğü oluyormuş. O da milyonda bir! Dübeş attım yek geldi paracıklar hep geldi umuduyla nikâh masasında soluğu alan çiftlerin yüzde doksanı üç aya kalmaz, nah parmağım gözüne” derlermiş.

Sosyal ağda, bir de kindarlar kol gezermiş. Sevdiğine küsen veya ikili ilişkilerdeki ters düşme anında aba altından sopa gösterircesine özlü ve güzel sözlerden vurucu paylaşımlar yaparlar, taşı da gediğine koyarlarmış.

“Gönül boka konmuş, ot şok tabii”

“Kuşlara seni anlattım suratıma sıçtılar”

“Kaç kadeh kırıldı minnoş gönlümde” gibi isyankâr ve tripkolik vurucu yazılar.

Hemen durum bölümüne yazılırmış.

Bizim Facabook Bekir, bu sosyal fahişeler departmanına tövbe ettirenlerdenmiş.

NOT: Devamı öyküler kitabımda yer almaktadır.

Facebook’u kaliteli kullananlarda var elbette. O zaman ne diyoruz?

Sloganımız “Öğrenmek ve öğretmek için buradayız” olsun dostlar.

IMG-20180729-WA0003

  AYÇA ÖZTORUN

Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et