Menü
Sosyal Medya
Arama
19 Mayıs 2022 - Perşembe
  • USD
    15.9805
  • EURO
    16.7827
  • Gram Altın
    933.5206
  • Çeyrek Altın
    1507.6358
Adana 18 °C

“Gençlerimiz gelecek kaygısı yaşıyor”

“Eğitim-İş; laik, bilimsel kamusal eğitim, karma eğitim ve aydınlanma mücadelesi yürüten bir sendikadır”

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay; Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir’i ziyaret etti.

ÇGC Kültür ve Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen ziyarete; Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay’ın yanı sıra Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu önceki dönem Genel Başkanı Hasan Kütük, Eğitim İş Sendikası Genel Sekreteri Cengiz Sarıyer, Mali Sekreteri Hüseyin Selçuk, Eğitim-İş Adana 1 Nolu Şube Başkanı Seher Emre, Örgütlenme Sekreteri Emine Karataş, üEğitim-İş 2 Nolu Şube ÖrgütlenmeSekreteri Abdullah Akçalı ye Dilek Hacıvelioğlu ile de katıldı.Ziyarette; ÇGC Yönetim Kurulu üyesi A.Vahap Ünkat da hazır bulundu.

Ülke gündemi ve TBMM Alt Komisyonu’nda görüşülen Öğretmen Meslek Kanunu hakkında görüşlerini dile getiren Genel Başkan Özbay; Eğitim-İş Sendikası’nın çalışmaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. 5 ay önce yaptıkları genel kurulda 48 bin üyeye sahip olan Eğitim-İş Sendikası’na son 5 ayda 20 bin eğitim emekçisinin katıldığını söyleyen Özbay; “Eğitim-İş’in tercih edilmesindeki önemli etkenlerden biri; bugün sözde sendikaların toplu sözleşme masalarında adeta bir tiyatro oynadıkları, onların yöneticilerinin kendi zenginleşme aracı olarak sendikayı kullandıklarını ve eğitim emekçilerinin haklarına yönelik bir mücadele hattında daha da eksik ve yetersiz kaldıklarını, eğitim emekçilerinin büyük bir çoğunluğunun gördüğünü; Eğitim-İş’in de mücadelesinin yöneticilerinin şahsi ikbali değil, yöneticilerinin zenginleşme aracı olarak gördükleri bir sendikal mücadele değil; gerçek anlamda eğitim emekçilerinin sosyal ve özlük haklarının mücadelesi olduğunun artık Türkiye kamuoyunda da çok net bir görüntüsüdür aslında bu” dedi.

Özbay; “Eğitim-İş’in mücadelesi yalnızca sosyal ve özlük haklar mücadelesine indirilemez. Eğitim-İş aynı zamanda laik, bilimsel kamusal eğitim, karma eğitim ve aydınlanma mücadelesi yürüten bir sendika. Yani Eğitim-İş kız çocuklarının eğitim mücadelesi yürüten bir sendika. Eğitimin devlet eliyle yapılmasını savunan bir sendikadır” diye konuştu.

Ülkemizde gençlerin gelecek kaygısı yaşadığına dikkat çeken Özbay; siyasal iktidar eliyle gençlerin tarikat ve cemaat yurtlarına yönlendirildiğini, buralarda kaderlerine terkedildiğini, tarikat ve cemaatlerin vakıf veya dernek adıyla örgütlenip, evler ve apartlar tutarak, 5’erli 6’şarlı öğrencileri oraya doldurup, başlarına da bir abi veya abla koyarak baskı altına aldıklarını, Elazığ’da yaşanan son örnekte de görüldüğü üzere bazı gençlerin yaşamlarına son verdiğini söyledi. Ülkedeki en temel sorunun eğitim hakkı olduğunu, eğitim hakkının yalnızca çocukları okullara doldurmaktan ibaret olmadığının altını çizen Özbay; “Bu çocukların eğitimi eşit, nitelikli, bilimsel almasının yanı sıra bu çocukların barınma ihtiyaçlarını gidermek devletin ve bu ülkedeki tüm yurttaşların temel sorumluluğudur. Bu ülkede bir çocuğun bile başına bir şey geliyorsa, bunda Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Milli Eğitim Bakanlarına, tüm siyasilere kadar herkes birinci derecede sorumludur” diye konuştu.

Ülkemizde bir çok bakanlıkta cemaat ve tarikatların egemen olduğunu söyleyen Özbay; “En son Milli Eğitim Bakan Yardımcılığına yaşamı boyunca diyanetin ve dinin dışına çıkmamış bir kişinin atandığını görüyoruz. Tabu bunları tesadüflerle anlatmak mümkün değil. Bakan Yardımcılığına atanan kişinin çizgisine baktığımızda işte bu dediğimiz vakıf ve derneklerde aktif bir şekilde görev aldığını görüyoruz. Yani eğitimden sorumlu bir kişi yaşamı boyunca aldığı eğitim ve bulunduğu yer belli, hangi amaçla getirildiği aslında 1/3 Aralık’ta yapılan Şura’nın gizli gündeminde vardı. Eğitim-İş; O Şura’ya gitmeden önce bu şuranın gizli gündemi olduğunu söylemişti. Neydi o gizli gündem? 4/6 yaş çocukları için bir dini eğitim süreciydi. Yani daha soyut düşünce aşamasında olmayan çocuklarımıza buradan bir de kendi yaşamlarıyla ilgili belki de sorgulamalarıyla ilgili, rüyalarıyla ilgili kaygılarını aktaracak bir sürecin örülmesiydi. Bu bakan yardımcısının oraya atanması bir tesadüf değil. Bu aslında bir politikanın eğitime bakış anlayışının taçlandığı bir üründür. Bu anlamda da kamuoyunu çok daha hassas ve dikkatli davranmaya davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Genel Başkan Özbay konuşmasında şu görüşlere yer verdi; “Yine geçtiğimiz gün öğretmenleri ilgilendiren bir Meslek Kanunu, alt komisyondan ayrıca çıkarıldı. Komisyonda da dile getirdik. Tüm sendikalar oradaydı. Eğitim-İş olarak en net , en sert tepkiyi verdik. Görüntüde 12 maddeden oluşan ama öğretmenlerin mesleğini ilgilendiren yalnızca 3buçuk maddenin olduğu,burada da öğretmenleri apoletlere ayırdığı, kategorize ettiği yani çalışma barışımızı bozacak bir şekilde öğretmenleri birbirinden ayrıştırdığı hatta daha da net tarif edelim; bu yalnızca öğretmenleri ayrıştırmak değil bu ülkenin çocuklarını ayrıştırmaktır. Bu ülkenin velilerini ayrıştırmaktır. Daha önce okulları ayrıştırdıkları gibi bugün maalesef sınıflarımızı, derslerimizi, öğrencilerimizi de ayrıştırma sürecidir. Burada öğretmenlerimizi, eğitimimizi, geleceğimizi yakından ilgilendiren bir Meslek Kanunu’nu; maalesef AKP’li siyasetçilerin ve özellikle Cumhurbaşkanının talimatıyla alelacele rekabetçi, piyasacı bir anlayışla yaşama geçirilmek isteniyor.”

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade ederek; Elazığ’da yaşanan son olayın toplumu derinden etkilediğini belirterek, bu tür yurtların çok iyi denetlenmesi gerektiğini, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin yasadışı yapılanmaların eline teslim edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Başkan Esendemir; yurt sorununun, eğitimde yaşanan aksaklıkların çözülmesinin, gelecekte bizleri yönetecek kadroların en iyi şekilde eğitim almaları açısından çok önemli olduğunu belirterek; “Sorunlarımızın çözüm noktası; birbirimizi anlamaktan, ortak paydada buluşmaktan ve hiçbir art niyet ve farklı görüş etkisi altında kalmaksızın, tamamen bilimsel ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde ortaya konulmasıdır. Farklı görüşler elbette olacaktır. Herkesin bizimle aynı görüşü paylaşmasını bekleyemeyiz. Ancak çağı yakalayabilmek, hayatın her alanında gelişip kalkınabilmek için eğitim en birincil konudur. Bir toplumun geleceğini belirleyen en temel faktördür. Çocuklarımızın dünyanın gelişmiş ülkelerindeki akranlarıyla aynı bilimsel metodlarla eğitim almalarını elbette isteriz. Eğitim araç ve gereçlerinin modernleştirilmesi, eğitimde kalitenin artması, eğitimcilerimizin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesi ilk etapta toplum olarakbeklentilerimiz arasında yer almaktadır” diye konuştu.

Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et