Mersin 19 Mart 2021 günü tarihi bir gün yaşadı. COVİD-19 salgını fırsat bilinerek Mersinliler ve onları temsil eden yerel yönetimlerin ve meslek odalarının görüşünü almadan temeli atılan, ‘Kruvaziyer Liman Yatırımı’na karşı Mersinliler Atatürk Parkı’nda toplandı, itiraz ve protesto ettiler. Mersinlilerin özlem duyduğu bir ‘kruvaziyer yatırım’ tanımlamasının arkasına sığınarak (11,875m2), arkasında sıra dağlar gibi konteyner liman sahasını(164,400 m2) doldurarak, rakipsiz olan mevcut liman işletmecisi lehine rant yaratacak temeli atmak, aslında İNGİLİZ TİPİ VAHŞİ SANAYiLEŞME örneği oldu.
Yeni Liman dolgusunda kullanılacak çevreye zararlı malzemelerden tutun, Parkın deniz görüntüsünü, rüzgarını etkileyecek, içinde römörkörlerin fink attığı, kentimizde kulaklarımızda çınlayacak vinç sesleri ve motor sesleriyle kent merkezinde yaşayanların halk ve ruh sağlığını etkileyecek bu yatırımı tartışmadan Mersinlilerin görüşünü almadan, dayatmayla temelini atmışlardır..! Büyükşehir meclisinde sorumluluk almaktan ve oylamadan kaçanları, senin geleceğine ve geçmişine sahip çıkmayanları unutma Mersin..! Son gelişmeler, Mersin’in adım adım bugüne geldiği durumun STRATEJİK ANALİZİNİ yapmanın zamanının çoktan geldiğini gösteriyor. Bir önceki yazımda, bu tablonun gösterdiği ‘idari yapılanma’ açısından ‘Üç Mersin’i anlatmaya çalışmıştım. Bu yazımda da, 19 Mart günü bir yanda küresel sermaye ile iç içe olan iktidarının temel atma töreni, diğer yandan buna itiraz ve isyan eden Mersinlilerin kitlesel itirazınedeniyle oluşan tabloyla belirginleşen sosyolojik ‘Üç Mersin’ in analizini yapmaya çalışacağım.
SOSYOLOJİK ÜÇ MERSİN
Küçük bir balıkçı köyünde sahip olduğu balıkçı iskelesi ve Tarsus’daki Lagun’un dolması ile talihi ve tarihi değişen Mersin, bugün sosyolojik, ekonomik ve sınıfsal açıdan birçok katmanları içermektedir. Genel ve çok kaba olarak bir piramit gibi tabandan yukarı doğru katmanlar “
Kuvvacı, Anti emperyalist, Çoğulcu, Laik, Aydınlanmacı Mersin; en tabanda ve Mersin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan ve bazı siyasal farklılıklara rağmen, son tahlilde Mersin’in geleceği için birlikte hareket etme bilincine sahip aydınlanmacı Mersin. Çoğunlukla Mersin’in işgalinde yaşananları babalarından ve dedelerinden dinlemiş, deniz ve liman kenti olması ile yeni fikirlere ve kişilere açık, aklı ve bilimi rehber edinen Atatürkçü Öğretmenlerin elinde yetişmiş, eski Mersin’in gelenekleri ile Atatürk Cumhuriyetinin değerlerini sentezlemiş Mersin.
Coğrafyasının sağladığı olağanüstü zenginlikleri nedeniyle kendi geçimini sağlayabilen, iktidarın tüm baskılarına ve tehditlerine aldırmayan Mersin. Yıllarca seçimden seçime havuç olarak olarak bir uzatılıp, bir geri çekilen, bir önceki kalkınma planında olduğu halde son kalkınma planında adından dahi söz edilmeyen kendini şahlandıracak ‘ikinci büyük yeni bir liman yatırımı’ ile ‘Adana-Mersin Havaalanı Yatırımı’ gibi Çukurova havzasını ekonomik yönden şahlandıracak yatırımlarından mahrum bırakılmasının nedenini kavrayan Mersin. Yenilenebilir Enerji ile Dünya Kenti olabilecekken, Akkuyu gibi Doğu Akdeniz’in endemik flora ve faunasına sahip turizm alanını ‘Rusya’nın Nükleer Vilayeti’ yapılarak Nükleer Kent olarak damgalanmasına direnen Mersin.
Cumhuriyet dönemi eserleri olan TSG Stadyumunun yıkılması ve Atatürk Parkının oldubittiye getirilerek ranta kurban edilmesine, anılarının ve kent belleğinin yok edilmesine itiraz eden Mersin. O Mersin ki yıllardır, çalışarak üreterek Türkiye’nin GSMH bütçesine 6. Sırada katkı yaptığı halde milli gelirden 26. Sırada pay verilerek cezalandırılmasına rağmen siyaseten teslim olmayan Mersin. İyi niyetle çeşitli meslek odalarında, platformlarda, derneklerde çevre ve sosyal projelerde, yoksulara ve çocuklarına dokanmak için emek ve çaba gösteren Mersin. Ekmeğini, aşını yoksullarla ve Suriyeli Mültecilerle paylaşarak onları bağrına basan ayrımcılık yapmayan Mersin. Kent merkezinde veya kırsalda, bağda bahçede çalışarak üreten ve namusu ile yaşayarak direnen, demokrat ve çoğulcu, kurucu değerlerine ve AtatürkCumhuriyetine , 3 Ocak ruhuna inatla ve sebatla sahip çıkan Mersin.
Kadınların, gençlerin ve çocukların sömürülmesine ve tacizine, doğanın talanına karşı çıkmak için tüm partilerde, sivil toplum örgütlenmelerinde, erkeklerin kırıp döktüklerinianne şefkati ile onarmaya çalışan, çoluk çocuklarına iş ve aş bulmak, huzurlu, sağlıklı bir çevrede ve de laik bir Türkiye’de yaşamak için çabalayan, sabahın köründen akşamın geç saatlerine kadar ev ev dolaşıp, broşür dağıtıp, koşuşturarak partisinin kahrını çeken, muhtarlık ve yerel meclislerin ve yönetim kademelerinden ve karar organlarından dışlanan Müfide İlhan ve Arslanköylü Tiyatrocu Kadınlar geleneğine sahip Kadın Mersin.
İşgale karşı direnen Kuvvai Milliye geleneğine ve Mersin’in doğasına ve çevresine sahip çıkanyerel medyaya sahip Mersin. Lobici, Rantiyeci, Cinsiyetçi, Etnikçi, Mezhepçi, Fırsatçı, Taşeron, Mersin; Mersin’in kaynaklarını özel ve siyasi çıkarları için fırsata çevirmeye çalışan ve bunun için çabalayan Mersin. TSGL Stadyumunun, Atatürk Parkının Mersinlilere duyurulmadan yıkılması, doldurulması yatırımında olduğu gibi peşkeş çekilmesine itiraz etmeyen, çıkarlarının ve konumunun zedelenmesinden korkup taraf olmayan, bundan nemalanmaya çalışan rantiyeci taşeron Mersin..!Aynı aileden her bir kardeşin farklı partilerde olduğu, hatta her biri yerel yönetimlerde, il, ilçe köy ve mahalle örgütlerine veya meclis üyesi olarak girerek bir post sahibi olmaya çalışan, kamu yönetim alanını nepotik ve ahbap çavuş tarzı değerlendiren her devrin insanı Mersin..! Sahip olduğu yeni kabileci, hangi parti seçilirse seçilsin, son tahlilde belediyelerin yarattığı haksız ihale ve imar rantından faydalanarak siyasi ve ekonomik geleceğini sürdüren ‘organize rantiyecilerin’ hakim olduğu Mersin..! Hatta bulundukları siyasi partilerde veya meslek odalarında, örgütlerinde koltuklarına koltuk katarak, bu yolla edindikleri büyük ekonomik ve siyasi güçleri ile, tüm siyasi partilerde bir sonraki seçimlerde kimin il başkanı, kimin milletvekili, kimin belediye başkanı, kimin meclis üyesi seçileceğine karar vererek, istemediklerine kumpaslar kurarak veya parti karar kademelerini etkileme gücüne ulaşan Mersin..! Siyasilerin emrine girerek, kendi menfaatleri için tetikçi ve kumpaslarda rol alan dernekçi ve STK’cı Mersin..! Bağımsız ve yurtsever yerel medyayı teslim almaya çalışarak kendi çıkarları, yandaşçılıkla yetinmeyip, dedikodu, itibar suikastçılığı ve trollüğe soyunarak mevkisini ve nüfuz alanını güçlendirmeye çalışan Mersin..! Kırsalda, kent varoşlarında, yaşam mücadelesi veren yüzbinlerce yoksulun, gençlerin ve kadınların hakkı olan kent gelirlerini ve hizmetlerini sahip oldukları ayrıcalıklı ilişkilerle kene gibi sömürmeye çalışan, vicdanı, irfanı ve insafı olmayan acımasız ataerkil ve vahşi Mersin..! Etnikçi, Mezhepçi, Cinsiyetçi ve İdeolojik Vandalist Mersin..! Kırsalda ve kentte, örgütlü cehaletten ve ezberci ve şabloncu ideolojik kavramlardan(sağ, sol, liberal) beslenen Mersin..! Siyasi Parti ve yerel yönetim seçimlerinde, mezhepçi, ırkçı, etnikçi duygular ile hareket eden Mersin..! İşinde, Gücünde Kendi Halinde Şefkatli Mersin; Takım tutar gibi parti seçmeyen Mersin. İhtiyaca, irfana ve ferasete önem veren, bu nedenle, genel seçimlere lidere, yerel seçimlerde adaya bakarak, genelde kırsalda oy veren Mersin... Anketlerde genellikle kararsız olarak gösterilen, son ana kadar, liderleri ve adayları izleyerek seçim günü kararını veren Mersin... Seçimden seçime, büyük doğal ve toplumsal krizlerde, insani durumlarda doğal felaketlerde ve travmatik durumda bir anda politize olan ve kendiliğinden harekete geçerek dayanışma gösteren sessiz Mersin...
MİLLET İTTİFAKI ÖNEMLİ BİR DÖNEMEÇTE
Millet İttifakı, bu üç kümeden, daha çok birinci kümedeki Mersin’deki seçmen kitlesinden oy almakla beraber, özellikle seçimden seçime, daha çok politize olan üçüncü kümeyi etkilemeye çalışarak, oy oranını artırmayı hedeflemektedir. Ancak, 12 Eylül 1980 sonrası, değişen ve Derviş yasaları ile kapitalist sisteme tamamıyla bağlı ve bağımlı duruma gelen Türkiye’de, millet ittifakı partileri ikinci kümedeki Mersin’den belki söylemde değil, ancak eylemde ve uygulamada kaçınılmaz olarak etkileniyorlar.
Özellikle ‘organize’ rantiyeci, etnikçi ve mezhepçi anlayışın, Millet ittifakı içindeki partilerde etki alanını artırmak çaba göstermek istedikleri aşikar. Şimdilik bu kümenin parti içi hakimiyetinin tüm Mersin’i kapsadığı söylenemez. Ancak, bu süreç önlenemezse imar ve ihale rantından beslenen bu kümenin zamanla ‘iş ve aş kırbacı’nı kullanarak, tüm kademelerde kanser hücresi gibi aniden yayılıp ‘metastaz yapma olasılığı’ her zaman var. Öte yandan, gidişattan hoşnut olmayan kesimlerin, son zamanlarda artan, sosyal medyada seslerini yükseltmelerinden, farklı arayışlara yönelmelerinden, toplu istifalarından veya görevden alma ve ihraçlardan gözlemlemek mümkün.
Bu süreç böyle devam ederse, iş işten geçebilir ve bunun iç dinamiklerde yaratacağı motivasyon ve enerji kaybının gelecek ilk seçimlerde, merkezi gücü arkasına alan ve pusuda bekleyen cumhur ittifakına avantaj sağlaması kaçınılmaz olur. Bununda seçimlere yansıması halinde, küresel sermayenin ve onun yerli taşeronlarının hedefindeki Mersin’e ve gelecek kuşaklara faturası büyük olabilir..!
Serdar Erkan