DOÇ.DR.CENGİS T. ASİLTÜRK

Tarih: 16.01.2019 11:11

NEDENİN ÖZÜNDEKİ ESAS NEDEN

Facebook Twitter Linked-in

                  NEDENİN ÖZÜNDEKİ ESAS NEDEN

  IMG-20180409-WA0000

     İnsandaki biriktirme ve daha fazlasına sahip olma arzusunu tetikleyen, sanırım, sanıldığı gibi tümden para hırsı ya da açgözlülük değil...

     Bu arzuyu besleyen, daha fazla, insandaki geleceğe yönelik endişe ve korkulardır.
    Kendi geleceğinden endişeli midir insan? Yoksa kendi geleceğinden çok, çocuklarının geleceği için mi endişelenir, korkuya kapılır?

    Bugün bütün dünyada bir belediye başkanının, milletvekilinin, bakanın, memurun, hatta bir işadamının kazancıyla ya da kendisine ödenen maaşla yetinmeyip, suçu ortaya çıktığında onurunun kırılması, istismarının gazete ve televizyon haberlerine yansıması ve dolayısıyla şerefinin ayaklar altına düşmesi pahasına hakkı olmayan paraya el uzatmasının nedeni sadece para hırsına ya da açgözlülüğe bağlanabilir mi?

    Böyle bir neden öne sürmekle, esas nedenin üzeri kapatılmış olmaz mı?

    Esas neden başkadır...

    Yüksek maaş karşılığı görev alan bu kişiler, ailelerini rahat koşullarda yaşatırlar. Gelecekte de yüksek emeklilik maaşıyla rahat bir yaşantılarının olacağını bilirler.

    Onların bugünkü yüksek geliri, ne yazık ki, çocuklarının ve torunlarının geleceğinden endişe duymalarını önleyemez. Denk bir gelire onların ulaşamama ihtimali hep vardır, küçük de olsa...

    Esas neden budur; çocukların ve torunların geleceği...

    Daha fazla paraya, daha fazla gayrimenkule sahip olma arzusunun ve hırsının ardındaki gerçek, çocukları ve torunlarının geleceğini garanti görmemeleridir.

    Kendileri olmadan, çocuklarının ve torunlarının şu vahşi hayatla nasıl baş edecekleri endişesi herkesin huzurunu kaçırır. Bu insani bir ruh halidir...

    Evet... Geleceğe güveni olmayanın huzuru kaçar. İnsanlığın tüm mutsuzluğunun, tüm kaygıların nedeni budur.

   Para musluğunun (şimdilik) başında olduklarını bilenler, bunun için küpü doldurmaya bakarlar.

    Küpü doldurmaya bakarlar, çünkü kendilerini çok iyi noktalara getirmiş olan şu sisteme güvenmezler. Esas neden budur.

    Peki, bugün neredeyse tüm dünyada hüküm süren bu ekonomik sistem, güvenilmez bir sistem midir?

    Ya da...

    Bugün neredeyse tüm dünyada hüküm süren bu ekonomik sistem, güvenilir bir sistem midir?

    İnsan, gelecek kaygılarından kurtulup huzur duymak için ne yapmalıdır? Başka bir sistem mümkün mü?

Cengis Asiltürk

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —