Mersin Büyükşehir Belediyesinin 10 Ağustos 2020 tarihli birleşiminde Cumhur ittifakının oylarıyla ,Akkuyu Atom Santralinin (AAS) enerjisini ulusal şebekeye bağlayacak trafo ve yüksek gerilim hatlarının 1/1000 lik imar değişikliği ile ilgili olarak alınan karar alınmıştı. Karar Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, tarafından veto edilmemişti. Ancak, Mersin Nükleer Karşıtı Platformun (NKP), 2 Eylül 2020 tarihinde, Belediye Taşbina önünde yaptığı çağrıya uyan ve Mersin’deki Demokratik Kitle Örgütlerinin(DKÖ) üyelerinin sosyal medyadan biraraya gelerek oluşturduğu “Mersin Yurttaşlar Girişimi”nin 23 Eylül günü dilekçe verme çağrısına gelen Mersinliler salgın koşullarında, kendileri risk alarak çocuklarının geleceğini düşünmüşler ve 30 günlük itiraz süresi içinde dilekçe vererek itiraz etmişlerdi. Bu çağrılar, yerel basında yer aldığı gibi, ulusal basında da yer almış Korkusuz Gazetesi yazarı Ümit Zileli 23 Eylül 2020 tarihli köşe yazısında “Mersinliler Dikkat Cuma Son Gün” başlığıyla bu çağrıları duyurmuştu.
İTİRAZLARIN YAKLAŞIK ÜÇTE İKİSİ TAŞELİ BÖLGESİNDEN
İlgilerden alınan bilgilere göre bin civarında olması beklenen itirazların üçte ikisi, AAS çevresinde yer alan Taşeli (Gülnar, Erdemli, Silifke, Aydıncık, Bozyazı ,Anamur) olarak bilinen bölgeden olması, santralin bugün ve gelecekte en büyük sıkıntısını çeken ve çekecek yöre insanının duyarlılığını gösteriyor. Çünkü başta Gülnarlılar olmak üzere, iletim hatları güzergahındaki , tarım arazilerinin ve yaşam alanlarının üstünden geçecek binlerce voltluk enerjinin yaratacağı manyetik kirlilik ve yangın riskleri ve bunun sonucunda verim kaybı ve sağlık riski denetim kültürünün yerleşmediği ülkemizde her zaman vardır.
Türkiye’nin ilk çevre aktivistlerinden rahmetli Aslan Eyce’nin AAS ne karşı başlattığı ve kurduğu, Türkiye çevre hareketinin öncü kurumlarından olan” Taşucu Çevre ve Eğitim Vakfı” başta olmak üzere, yöredeki bir çok dernek, sendika, parti örgütü, TMMOB meslek örgütü temsilcilerinin ve oda başkanlarının kurumsal itirazlarının olması, bölge insanı ve Mersinliler nezdinde bu konuda ne kadar duyarlılık olduğunu gösteriyor. Dünya’da çevre hareketinin başlamasıyla 5 Haziran günü altına imza attığımız 1992 Rio Sözleşmesi gereği kurulan , Bozyazı Belediye’sinin resmi organı olan Bozyazı Kent Konseyi ile Gülnar CHP ilçe örgütünün de karar alarak oybirliği ile itiraz ettiği gelen bilgiler arasında. Bu gibi özgül ağırlığı olan kurumların ve Mersin NKP üyelerinden, Baro ve Emek Partisi İl Başkanlığının da kurumsal itirazlarının özellikle yöredeki seçilmiş Belediye Başkanları, Meclis üyeleri ve imar komisyonu üyeleri tarafından hukuken ve siyaseten dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
KOMİSYON VE CUMHUR İTTİFAKI ÜYELERİ ÜYELERİ BU İTİRAZLAR ÜZERİNDE DİKKATLE DÜŞÜNMELİ
İmar komisyonunun ve meclisin çoğunluğunu oluşturan Cumhur ittifakı üyeleri, unutmamaları gerekiyor ki, bundan sonra “bu itirazları dikkate almayan ve oylamalarda, mecliste itirazlara karşı kalkan eller” gelecek kuşaklara karşı önemli bir sorumluluk ve vebal üstlenecektir. Çünkü yerel meclisler, öncelikle temsil ettikleri yerel halka karşı sorumludurlar. Yarınlarda bu kararın zararlarını çocuklarımız ve gelecek kuşaklar çekecekler. Kızılderili atasözünde denildiği gibi” biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık” denilmektedir. Öte yandan tüm semavi dinlerde olduğu gibi İslami teolojide, insanların ve tüm canlıların tüm hakları, özellikle de “YAŞAM HAKLARI” çok önemsenmiştir. Bu nedenle İslam Teolojisinde, bu konuda özel bir tanım ve içtihat oluşturulmuş,yaşam hakkı “KUL HAKKI” ile tanımlamıştır. Başkalarının(gelecek kuşakların) hakkının yenmesi halinde, bunun tanrı katında “hiçbir zaman affedilmeyeceği” çok açık ve net ifade edilmiştir.
Çernobil ve Fukişima Nükleer Felaketlerinde binlerce insan hiç kusurları olmadığı halde, ölmüş , onbinlerce yetişkin sakat ve kanser olmuş, binlerce çocuk ölmüş, yetim ve kötürüm kalmış, çok acılar yaşanmıştır. Milli egemenliğimizin olmadığı ve olamayacağı Akkuyu’da, Dünya’nın çözüm bulamadığı çıkacak “ nükleer atıklar”ın ne yapılacağı konusunda mantıklı ve yeterli bir açıklama yapılmamıştır. Avrupa ve Uluslararası atom enerjisi kurumu tarafından onaylanmayan ve Çernobil’den sabıkalı Rusların yapacağı Atom Santralinin KAZA OLMASA BİLE, işletmesi esnasında havamıza, denizimize , gıdamıza ve içme sularımıza karışacak radyasyon binlerce yıl yok olmayacaktır. Örneğin ÇED raporunda santralin denizden yıla yaklaşık bir milyon 250 bin metre küp soğutma suyu çekmesi hesaplanmıştı. Isıtılmış ve radyasyon bulaşığı kimyasal karışmış suları tekrar denize deşarj edecektir. Bu esnada milyonlarca yavru balık , lavra, deniz canlıları santralin soğutma hatlarında haşlanıp ölecektir. Bu yıllar boyu devam edecektir. Bölgede balıkçılık , tarım ve turizm bitecektir. Bu durumda gelecek kuşakların “yaşam ve kul hakkına” tecavüz edilmiş olmuyor mu? İnsani ve vicdani olarak nereden bakarsan bakın, yanlış bir yatırım olarak bölgemizin binlerce yıllık tarihine olumsuz olarak geçecek bir yatırım ve haksızlık olacaktır.
MERSİNLİLERİN YÜZDE 86 SI İSTEMİYOR, BU KONUDA YEREL REFERANDUM YAPILMALI
Akkuyu ve eklentilerine Mersin Büyükşehir meclisinden, 10 Ağustos 2020 tarihli, son meclis kararına kadar bir tek onay çıkmadı. Aksine 2014 yılına kadar Mersin ve ilçe belediyeleri AAS ye karşı yapılmaması için karar aldılar ve tarihe not düştüler. Haziran 2016’da Mersin Büyükşehir Belediyesi resmi organı Kent konseyinin belediye bütçesinden yaptırdığı bilimsel ankete göre Mersinlilerin yüzde 86 ‘ın AAS ni istemediğini ortaya çıktı. Bu yüzde 86 nın içinde her partiden yurttaşlar var. Bu nedenle AAS konusundaki yerel meclise gelecek her karar halka sorulmalıdır.
BU KONUDAKİ KARARLAR BELEDİYE BAŞKANLARININ VE MECLİS ÜYELERİNİN TAŞIYABİLECEĞİ BİR YÜK DEĞİLDİR.
Çünkü; Mersin ve Doğu Akdenizin binlerce yıllık doğasının ve canlılarının geleceğine karar veriliyor. Bana göre bu kararı vermek çok ağır bir sorumluluk ve vebal gerektirmektedir. Zaten altına imza koyduğumuz Rio sözleşmesi bu gibi çok uzun yılları kapsayacak yatırım kararlarının “halkın onayının alınarak” yapılmasını öngörüyor. Bu nedenle Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclisi AAS konusunda “Mersinlilerin görüşünü almak üzere YEREL REFERANDUM yapılması” konusunda karar almalıdır. Bunun son örneği ileri demokrasinin yaşandığı bazı batı ülkelerinde ve İtalya’da yaşanmış, bir Atom Santrali yapımı bittiği halde belediye meclisinin aldığı halkoylaması kararı sonucunda, yerel halk onaylamadığı için faaliyete geçememiştir. Daha şimdiden Atom santralin yapıldığı, Büyükeceli mahallesinin ve Akkuyu’nun doğal dokusu bozuldu. Binlerce ağaç kesildi ve Büyükeceli’deki dereler lağım akıyor. Türkiye’nin ve Dünya’nın her yerinden gelen binlerce çalışanın sosyal mesafe gözetmeden omuz omuza çalıştığı ortamda, COVİD-19 salgını nedeniyle bazı yerleşkeler, mahalle ve bölgeler karantina altına alındı. Daha yapımı sırasında bu kadar özensiz yapılan çalışmalar varken , santral devreye alındığında olabilecekleri düşünmek bile şimdiden üzüntü veriyor.
8 EKİM TARİHLİ BÜYÜKŞEHİR MECLİS BİRLEŞİMİNDE İTİRAZLAR KOMİSYONLARA HAVALE EDİLECEK
Meclis kararına itirazlar Büyükşehir Belediyesi Meclisinde 8 Ekim tarihli birleşiminde görüşülecek, usul gereği, itirazlar İmar ve Bayındırlık ,Çevre ve Sağlık ve Kamu Yatırımları Komisyonlarına havale edilecek. Bu komisyonlarda incelendikten sonra, komisyon görüşü ile birlikte beş gün içinde tekrar geri meclise geliyor. İtirazlar konusunda son kararı meclis veriyor. Bu komisyonlar partilerin meclisteki sandalye sayısına göre belirleniyor. İmar komisyonunda, itirazlarla ilgili görüş oluşturacak üyeler: Mahmut Tat, Rahmi İlik, Ahmet Durak, İsmail Yerlikaya, Zekeriya Özgür, Gülcan Kış, Abbas Çevik; Çevre ve Sağlık komisyonunda: Mevlüt Ekmekçi, Turhan Tuna, Mustafa Akın, Osman Çöl, Özgür Emre, Tuncay Gökçel, Erden Doğruöz; Kamu Yatırımları Komisyonunda: Mehmet Taşkara, Ahmet Durak, Nazım Çabuk, İsmail Yerlikaya, Erden Doğruöz, Abdurrahman Yıldız, Abdurrahman Dinsever.
Hangi partiden olursa olsun, hepsi Mersine ve Mersinlilere hizmet etme aşkı ve sözü ile seçilmiş olan komisyon üyelerinin ve diğer meclis üyelerinin Mersinlilerin itirazlarını önemle dikkate alarak, Mersin’in , çocuklarının ve bu eşsiz doğada, denizde, havada ve karada yaşayan börtü böcek ve tüm canlıların geleceğini ve yaşam haklarını düşünerek karar alacaklarına inanıyorum. Bu kararı verirken, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de 500 km lik yarı çaplı bir çevrede tüm canlıların geleceğini ve yaşamını doğrudan etkileyecek Akkuyu Atom Santralinin ve onun her türlü eklentisine karar ve görüş vermenin vicdani yükünü ömür boyu taşıyacakları bilincinde olacaklarından şüphe etmiyorum. Çünkü iktidarlar gelip geçer, ancak bizler Mersin’de çocuklarımızla birlikte yaşayacağız ve yüz yüze bakacağız ve aynı yazgıyı paylaşacağız. İnsan ölmedikçe, hiçbir şey için geç kalınmış değildir.
5.10.2020
Serdar ERKAN