Ama bizde değişen pek bir şey yok. Takvim yaprakları yenilendi belki; fakat geçim derdi yerli yerinde duruyor. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıla da yine çalışarak, üreterek, hizmet ederek girdik. Çünkü hayat, süslü dileklerden çok, ay sonunu getirme mücadelesiyle ilerliyor.
Keşke geçim kaygısı bu kadar yer kaplamasa hayatlarımızda… O zaman eminim, çok daha güzel, çok daha büyük işler yapılırdı. Ama şartlar ne olursa olsun, biz ve bizim gibiler şuna inanıyoruz: İnsan, söyledikleriyle değil yaptıklarıyla örnek olur.
Yaptıklarımızın kimi parasız, kimi az paralı… Ama ortak bir çizgimiz var: Gücümüzü aşan hiçbir işe kalkışmıyoruz. Çünkü samimiyet, önce ölçüyü bilmektir. Biz çalışıyoruz, aldığımız maaşla geçinmeye uğraşıyoruz; ama yaşarken etrafımızı da görmezden gelmiyoruz.
Eski yılın son günüydü.
Şehir kalabalıktı. Herkes yeni yıl için alışveriş peşindeydi. Benim de aklımdan geçen buydu aslında. Ta ki gözüm başka bir gerçeğe takılana kadar… Meyveyi tanımayan, tadına hiç bakmamış, meyve evlerine girmemiş çocuklar vardı. Hem de azımsanacak sayıda değillerdi.
O gün soframıza gidecek paranın yönünü değiştirdik. Meyve aldık. Çocukların yoğun olduğu mahallelere gittik. Kapıları çaldık. Sessiz bir “merhaba” dedik… O kadar. Ne bir beklenti vardı ne bir fotoğraf ne de bir gösteri.
Sonrası mı?
Tarif edilemez bir ferahlık…
İnsanın içini onaran bir huzur…
Paramız azdı ama bereketliydi. Çünkü bereket, miktarda değil; niyette saklıdır.
Herkes “yapalım” der. Ama iş yapmaya gelince ortada üç beş kişi kalır. Alıştık buna. Şikâyet etmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki iyilik, kalabalıkla değil; sadakatle yapılır.
Sevgi, yüksek sesle konuşmak değildir.
Hoşgörü, herkesi onaylamak değildir.
Sadakat ise zor zamanda da doğru yerde durabilmektir.
Yeni yıldan büyük beklentilerimiz yok.
Daha çok kazanmak değil, daha çok dokunmak istiyoruz.
Daha çok konuşmak değil, daha çok yapmak istiyoruz.
Maaşımızdan başka bir gelirimiz yok. Ne dernek, ne vakıf, ne de oda… Sadece kesemiz ve vicdanımız var. Kimimizin az, kimimizin çok.
Paramız az olabilir; ama vicdanımız dolu.
İşte bu yüzden umutluyuz.
İşte bu yüzden yolumuza devam ediyoruz.
"Bulaşıcı olsun"
Benden bu hafta bu kadar.
Hoş kalın.