DOÇ.DR.CENGİS T. ASİLTÜRK

Tarih: 30.09.2022 07:33

AMERİKAN İKONALARI VE MARILYN MONROE

Facebook Twitter Linked-in

Marilyn Monroe yirminci yüzyılın önemli ikonalarından biri... Başarısını, beyaz perdede sergilediği yeteneklerinin, güzelliğinin, evliliklerinin yanında, hem genç bir yaşta, hem de intihar ederek ölmesine borçlu olduğu söylenebilir.

Sonunu götürüp sinemanın o eşsiz sarışınına bağlayabileceğim hoş bir hikâye anımsarım. Çeşitli ülkeler Amerika’ya, 500. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle anlamı örtülü simgesel hediyeler gönderdi. Japonya’nın bonsai (bodur) bir ağaç göndermesinin anlamı çözülemedi. Bu hediyenin anlamı Japon devletine soruldu. Şu cevap alındı: “O ağaç 500 yaşında...”

Japonlar bodur ağaç hediyesi üzerinden; Amerika’ya II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin eli kulağındayken Hiroşima’ya ve Nagasaki’ye birer atom bombası atmasını anımsatma amacını gütmüş olabilir mi, bilinmez! Geçmişi ve gelenekleri yeterince zengin bulunmayan Amerika’nın, kısa zamanda kendine ikonalar yarattığını gözlemek zor değil. Marilyn Monroe da, James Dean ve Elvis Presley gibi bu projenin bir kilometre taşı. Tabi ki birinin ikonaya dönüştürtülebilmesi için uygun bir geçmişe de sahip olması gerekir.

Marilyn Monroe 1926’da doğdu ve 1962’de hayatına son verdi. Komedi filmlerinde aptal sarışınları “başarıyla” canlandırması ölümünden sonra ortaya atılan zekâ seviyesi yüksekti tezini güçlendirir. XX. yüzyılın en önemli dişi sembolü olan Marilyn Monroe; bir yandan ölümsüzlüğü yakaladığı, bir yandan genç yaşta ölüp güzelliğini zamana karşı koruyarak yaşlanmadığı için; XXI. yüzyılda da, kadınların özendiği ve erkeklerin arzuladığı bir ikona.

Hollywood’da kadınlar erken yaşlarda şöhret edilir. Bu ikonalar, kırklı yaşlara doğru anne ve anneanne rollerine razı olursa sistem içinde kalır. Değilse kenara itilir. Erkek tersine, kırklara doğru öne çıkar kariyeri uzun sürer. Bu basit bir kuraldır! Kurulların esnetilebildiği, yıkılamadığı Hollywood sisteminde Marilyn Monroe kuralları yıkan tek kadındır. Bunu ölerek, ölümsüzlüğü ele geçirerek başardı. Ölümsüz olanlar, genç yaşta ölenler veya Marilyn Monroe gibi genç yaşta intihar edenler arasından çıkar. Sadece bir on yıl başrollerde kalan Monroe’nin intihar yoluyla ölümü Hollywood’un sarsılmaz ikinci kuralına denktir: Para kazandıran her yol denenebilir. Monroe’nin ölümünden sonra, filmleri tüm dünyada 200 milyon dolar (2020’nin 2 milyar dolarına denktir) hasılat yaptı. Popüler kültürün arzulanan sarışın simgesini arzulama cesareti, erkeklik simgesine dönüştü. Ona benzemeye, onu andırmaya, en azından ona özenmeye cesaret etmekse kadınların arasında cesaret göstergesiydi.

Los Angeles’ta doğup büyümüştü. Çocukluk çağı koruyucu aile evlerinde ve yetimhanede geçmişti. Üstelik on altısında evlendirilmişti. 1944 yılında, on sekiz yaşında, İkinci Dünya Savaşı sırasında savaşın parçası konumunda fabrikada çalışıyordu. Tanrı onu kesin gözetiyordu; çünkü o güzellik ödüllendirilmeliydi; Tanrı, First Motion Picture Unit adına çalışan usta bir fotoğrafçıyı görevlendirdi. Monroe yüksek pin-up niteliği nedeniyle başarılı geçeceği baştan belli mankenliğe başladı. Ardından Twentieth Century-Fox (1946-1947) ve Columbia Picture (1948) ile sözleşme imzaladı. Kısa rollerdeki performansı sayesinde Fox ile yeni sözleşme yaptı (1951). Genç Hissetmek, Tehlikeli Oyun vb. (komedi), İki Sevgi Arasında, Tehlikeli Bakıcı (dram) filmlerinde oynadı. Kariyer çalışmaları doğrultusunda, hiç tanınmadığı dönemlerde çırçıplak fotoğraflar çektirdiğini açıkladı. Böylece ona olan ilgi artırıldı.

1950’lerin başında Niagara, Erkekler Sarışın Sever ya da Milyoner Avcıları adlı filmlerle aranan yıldız haline geldi. 1955’te gişe başarısı getiren Yaz Bekârı adlı filmde oynadı. Bazıları Sıcak Sever filmiyle En İyi kadın Oyuncu Altın Küre ödülüne layık bulundu. Uyuşturucu bağımlığı, depresyon, anksiyete, eski beyzbol yıldızı Joe DiMaggio, ardından da ünlü oyun yazarı Arthur Miller ile evlenip ayrılması, derken otuz altı yaşında aşırı dozda barbitürat kullanımından öldü. İntihar etmişti. Hikâyesi pazarlamaya uygundu. Ambalaj ışıltılıydı.

Doç. Dr. Cengis T. Asiltürk


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —